4 Kasım 2013 Pazartesi
On Yedisinde Bir Gencin Çalakalem Yazma Denemeleri
Yaklaşık 17 yıllık bir süreç içerisinde edindiğim bilgilere göre gurur ve kibir en büyük kötülüklerdendir. Hatta yanlış kimselerin elinde tamamen yıkıma uğratır.
Şeytan da gururluydu ve kibrinden kaybetti cenneti. Adem yaratıldığında, "Ben" ile başladı konuşmaya, "Ben" dedi "ateştenim, o ise balçıktan!" Yaratıcısına daha iyi yaratıldığına inandığı için küstahlık ediyordu. Bir de tanrı olarak atfedildiğinde sahip olacağı kibri düşünün. İbret olsun diyeydi hem de elbet, ve ikinci dersi gibiydi alması gereken insanlığın. Fakat insanlar ibret almadılar. Çoğaldılar, dünyaya sığamaz oldular ancak yine de kendilerini üstün gördüler. Binde, milyonda, milyarda yalnızca birdiler, bir kuldular, acizdiler, bir Yaradan kıymet veriyordu onlara bir de Yaradan'ın istedikleri. Tek olduklarını, "en" olduklarını düşündüler, oysa sahip oldukları tek şey cüzi iradeleriydi emanet aldıkları, ha onu da Allah vermişti ya, neyse. Düşünebildikleri için önce kendilerini diğer mahlukattan ayırdılar. Akıl edebiliyorlardı evet, gerçi böylesi çok daha ağırdı aslında, sorumlu olmak.
Zaman geçtikçe kendilerini kendilerinden üstün gördüler, rekabete giriştiler, hayvana özgü bir durumdu bu da. Ve gün geldi kendileri ve oluşturduklarıyla, buna bilim dediler, bir başka deyişle O'nun yarattıkları ve yarattıklarının kendi izniyle yaptığı keşiflerle, baş kaldırdılar. Bilim dediler asıl rehber ve biz de asıl tanrılarız!
Vaaz vermeye başladılar kendi uydurmalarıyla. Kesin bilgi yoktur dediler, çok geçmeden bilimin doğrusu kesindir dediler. Hepsi demokrasi aşığı, diktatörlere dönüştüler. Gerçeğin zıttı yalan değil, dindir dediler. "Gerçek" dedikleri çıkarlarına göre değişen şeydi, sahteydi. Bu durumda aslolan elbet inanmaktı. Gerçi onlar da inandılar. Çünkü insan inanmaya mecburdu. Puta inandılar, paraya inandılar, hazza maddiyata inandılar, inançsızlığa inandılar, kendilerine inandılar... Kendi kendilerinin tanrısı oldular ve buna hür olmak dediler, hür olmayı da yanlış anladılar. "Bilim," dediler yine gurur duyarak yaptıkları şeyden "her sorunun cevabı. Artık mitler yok ve din de!", "Bilim gelişimini sürdürüyor" diye eklediler "Ve bir gün cevapsız hiçbir soru kalmayacak, işte o gün beyler, hepimiz bir kez daha yücelecek ve tanrıyı tamamen gömeceğiz."
Bilimin gelişmekte olduğu aşikârdı, fakat bilim eksikti. Rehber olacaktı sözde, oysa nasıl olsundu. Yetersiz bir şeyin yetkin şeyleri açıklaması, rehberliği kabul edilir değildir. Dini yetersiz buldukları için küstahlık yapmamışlar mıydı geçen? Peki daha yetersiz bir şeye bu denli itimat nedendi? Tabiki kinden. Kendi acizliğinden ötürü yaratıcısına kin duymuştu insan "en mükemmel" olduğunu iddia ettiği halde.
Katlanamazdı nerede Yaradan'a minnet duyan bir kul görse. Yasaklar, aşağılar, hor görürdü hemen. Kendi gibi birkaçını daha toplar gülerlerdi boyuna. Gülsünlerdi, hor görsünlerdi. Minnet duyanın umurunda değildi Allah'ın da umurunda değilse. Oysa Allah'ın umurundaydı, çünkü o Rahman'dı. Herkese dünyada rızkını verendi. İstese yarattıklarını, yarattıklarının çocuklarını ve onların çocuklarını da yok etmez miydi? Ederdi elbet. Ancak ibret alsındı insan, zararın neresinden dönersen kârdır çünkü.
Hem ilginç bir şekilde bilimle birlikte mitlerin de popülaritesi arttı. Her şeyin açıklanması sıfır gizem demekti ve bu heyecan uyandırmazdı. İnsan şaşırmak mucize görmek isterdi öteden beri. Farklı olanla, insan dışı olanla irtibata geçmek isterdi, budur zaten sebebi, cin, ruh vs çağırmanın, ayin yapmanın. Hiç gerek yoktu aslında ekstra çaba harcamasına, fizyolojik olarak insan olan öyle çeşitli mahlûklar vardı ki yeryüzünde. Hepsiyle de gün içinde görüşmüşlüğü olurdu.
Bilim gelişti, onunla birlikte mitoloji de. Karma ırklar, yeni klanlar ve milyon farklı çeşit sunan fantastik bir dünya kurma çabasına girişti insan. Batıl da gelişti. İnsan tanrılar medya yoluyla batılı arzu edilir kıldı. İlgi çekici bir grup genci sundu ve işte vampir, işte kurt adam, şunlar da zombiler... Toplumların inanç ihtiyacını insansı tanrı fikirlerine yönelttiler, çünkü toplumu maddiyatçı hale getirdiler. Topluma somutu övdüler, efsaneleri evirip çevirdiler ve kendilerine uyarladılar. Olimpos'a inanan arkadaşlar alınmasın teoride herkesin fikri kendinedir fakat içki tanrısı nedir? İçkinin tanrısı mı olur? Böylesi nefsi bir durumun bir tanrısının olması politeistler için bile pek makul olmamalı haksız mıyım? İhtiyaca binaen oluşturulmuş tanrılar(!)
İnsan acizdi, topraktandı ama kendini çok gördü! Hasmı da bir zamanlar aynını yapmamış mıydı? "Ben" diye başlamıştı söze insan da, "Ben" demişti ve gurur duymuştu bu sözcükle.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder